Category Archives: Lgs

2021 yks-tyt türkçe konuları

2020 Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) 1. oturumu olan Temel Yeterlik Testi (TYT) Türkçe konuları aşağıda gösterilmiştir. YKS – TYT Türkçe konu anlatımı sayfalarına, konunun ismine tıklayarak ulaşabilirsiniz.

TYT Türkçe Konuları

» Anlam Bilgisi

» Yazım Bilgisi

» Dil Bilgisi

Anlatım Bozuklukları

Anlatım Bozuklukları

1. Anlamsal Bozukluklar 2. Yapısal Bozukluklar

Duygu ve düşüncelerimizi karşımızdakine aktarırken kurduğumuz cümlelerin açık ve anlaşılır olması, gereksiz unsurlar taşımaması, çelişkili anlatımlardan uzak olması ve dil bilgisi açısından doğru olması gerekir. Cümlelerimiz bu özellikleri taşımadığında, anlatım bakımından bozuk olur; iletişim tam olarak gerçekleşmez.

Anlatım bozuklukları, anlamsal (anlama dayalı) bozukluklar ve yapısal (yapıya dayalı) bozukluklar olmak üzere iki temel başlıkta incelenir.

1. Anlamsal (Anlama Dayalı) Anlatım Bozuklukları

1.1. Gereksiz Sözcük Kullanılması

İyi ve sağlam bir cümlede gereksiz sözcük bulunmaz. Cümlede gereksiz sözcüğün kullanılması, anlatım bozukluğuna yol açar. Cümlede düşüncenin belirtilmesinde belli bir görevi olmayan sözcükler gereksizdir. Bu tür sözcükler, cümleden çıkarılmalıdır. Bunu şöyle yapabiliriz:

Bir sözcük cümleden çıkarıldığında, cümlenin anlam ve anlatımında bir bozulma, daralma olmuyorsa, o sözcük gereksizdir. Çıkarıldığında cümlenin anlamı ve anlatımı bozuluyorsa, o sözcük gereklidir.

Gereksiz sözcük kullanımından kaynaklanan anlatım bozuklukları, eş anlamlı kelimelerin bir arada kullanılması ve anlamca birbirini kapsayan kelimelerin bir arada kullanılması olmak üzere iki şekilde oluşur:

1.1.1. Eş Anlamlı Sözcüklerin Bir Arada Kullanılması

Bu tür anlatım bozuklukları aynı anlama gelen sözcüklerin veya söz gruplarının aynı cümle içerisinde kullanılmasıyla oluşur.

»Bari hiç olmazsa sen yanımızda kal.
cümlesinde “bari” ve “hiç olmazsa” sözcükleri aynı anlama gelmektedir. Bu iki sözcük de aynı anlama geldiğine göre, cümlede ikisinin bulunmasına gerek yoktur. Demek ki biri gereksiz kullanılmıştır. Bu durumda cümleyi “Bari sen yanımızda kal.” ya da “Hiç olmazsa sen yanımızda kal.” şeklinde kurabiliriz.

» Yetkililer hâlâ bir açıklama yapmadı henüz.
cümlesinde “hâlâ” ve “henüz” sözcükleri eş anlamlıdır. İki sözcük de “şimdiye kadar” anlamındadır, iki sözcük de aynı anlamı karşıladığına göre, biri gereksizdir, çıkardığımızda cümlenin anlamında bir daralma olmaz. O hâlde cümleyi iki şekilde oluşturabiliriz:
“Yetkililer hâlâ bir açıklama yapmadı.”
“Yetkililer bir açıklama yapmadı henüz.”

» Hükümet bu kanunu Meclis’ten aynenolduğu gibi geçirmek istiyordu.
cümlesinde “aynen” ve “olduğu gibi” sözleri anlamca aynıdır. İki sözcük de “değiştirmeden, değişiklik yapmadan” anlamındadır. Cümlede bozukluğu gidermek için bu iki sözcükten birini çıkarırız:
“Hükûmet bu kanunu Meclis’ten olduğu gibi geçirmek istiyor.”
“Hükûmet bu kanunu Meclis’ten aynen geçirmek istiyor.”

» Çocuk, az kalsınneredeyse merdivenden düşecekti.
cümlesinde “az kalsın” sözcüğü de “neredeyse” sözcüğü de aynı anlama gelmektedir: Bir işin olması, gerçekleşmesi çok yakınken olmaması. İyi bir cümlede aynı anlama gelen sözcükler kullanılmamalı, kuralından hareketle bu iki sözcükten birini çıkarırız:
“Çocuk, az kalsın merdivenden düşecekti.”
“Çocuk, neredeyse merdivenden düşecekti.”

1.1.2. Anlamca Birbirini Kapsayan (İçeren) Sözcüklerin Bir Arada Kullanılması

Bazen cümlede aynı anlama gelen sözcükler kullanılmaz. Anlamca birbirini kapsayan sözcükler kullanılabilir. Bir sözcüğün ifade ettiği anlam, diğer sözcük içinde olduğundan, bu tür ifadeler de anlatım bozukluğuna yol açar.

» Kardeşim soruları hemen çözüverdi.
cümlesinde böyle bir kullanım söz konusudur. “Hemen” ile “çözüverdi” sözcükleri eş anlamlı değildir. Ancak “çözüverdi” eyleminde “tezlik, hemen yapma” anlamı vardır. Eylemde bu anlam olduğuna göre cümlede tekrar “hemen” sözcüğünün kullanılmasına gerek yoktur: “Kardeşim soruları çözüverdi.”

» Okula her gün iki kilometre yaya yürüyerek giderdi.
cümlesinde “yaya” ve “yürüyerek” sözcüklerinin birlikte kullanılması anlatım bozukluğuna yol açmıştır. Çünkü “yürümek” sözcüğünde “yaya” anlamı zaten vardır. Öyleyse cümleyi şöyle söyleyebiliriz: “Okula her gün iki kilometre yürüyerek giderdi.”

» Almanya’daki arkadaşımla karşılıklı mektuplaşırız.
cümlesinde anlatım bozukluğu vardır. Burada “karşılıklı” sözcüğü gereksiz kullanılmıştır. Çünkü “mektuplaşmak” eylemi zaten “karşılıklı” yapılır. Bu sözcükte “karşılıklı” anlamı olduğuna göre aynı sözcüğü cümlede tekrar etmek yanlıştır: “Almanya’daki arkadaşımla mektuplaşırız.”

1.2. Anlamca Çelişen Sözcüklerin Kullanılması

İyi bir cümle, karşıladığı yargıyı tam olarak anlatmalıdır. Yani cümleden bir anlam çıkarılmalıdır. Böyle olmaz da cümle çeşitli anlamlara gelirse; hem öyle bir anlam, hem böyle bir anlam çıkarsa ve birden çok yoruma yol açarsa, o cümlede çelişkili anlatım söz konusudur. İyi bir cümle açık olmalıdır. Cümledeki açıklık ise anlamın kolayca anlaşılır olması demektir. Anlamca birbiri ile uyuşmayan sözcüklerin bir arada kullanılması, cümlede çelişkili ifadenin doğmasına neden olur.

»Tam üç yıla yakın bir zaman insanlık dramı yaşandı burada.
cümlesinde çelişkili bir anlatım söz konusudur. Bu cümlede “tam” ve “üç yıla yakın bir zaman” sözleri çelişkili anlatıma yol açmıştır. Cümlenin doğru kullanımı şöyle olmalıdır: “Üç yıla yakın bir zaman, insanlık dramı yaşandı burada.”

» Elbette Selim de ağabeyleri ile gitmiş olabilir.
cümlesinde “gitmiştir” mi, yoksa “gitmiş olabilir” mi anlatılmak isteniyor. Yani cümlede ya kesinlik ya da ihtimal anlamı olmalıdır. Cümlede ikisi de olduğundan çelişkili anlatım söz konusu. Bu cümle iki şekilde düzeltilebilir: “Elbette Selim de ağabeyleri ile gitmiştir.” “Selim de ağabeyleri ile gitmiş olabilir.”

1.3. Sözcüğün Yanlış Anlamda Kullanılması

Sözcüklerin karşıladığı anlam iyi bilinmelidir. Bu olmazsa, anlatmak istediğimiz düşünce ile ortaya çıkan düşünce farklı olur. Bu nedenle konuşurken ya da yazarken, düşüncelerimizi tam ifade edecek sözcükleri kullanmalıyız. Aksi hâlde düşüncelerimizi iyi anlatamayız, hatta sözümüz yanlış anlaşılabilir.

» Türkiye’de birçok göl kuraklık tehlikesi yaşıyor.
cümlesinde “kuraklık” sözcüğü yanlış kullanılmıştır. Çünkü bu sözcük “toprak için nemi olmayan, çorak” anlamında kullanılır. Cümlede ise topraktan değil, gölden söz edilmiş. Öyleyse göllerde suyun çekilmesi söz konusu olabilir. Bu da “kuruma” sözcüğü ile anlatılabilir. Bu durumda cümlenin doğru şekli şöyle olacaktır: “Türkiye’de birçok göl kuruma tehlikesi yaşıyor.”

» Öğretmen, konuyu en ayrımına kadar anlatmıştı.
cümlesinde “ayrım” sözcüğü yanlış kullanılmıştır. “Ayrım” sözcüğünde “başkalık, fark” anlamı vardır. Cümlede anlatılmak istenen bu anlam değildir. Konunun detaylarının da anlatıldığı anlamı verilmek isteniyor cümlede. Bu anlam “ayrıntı” sözcüğü ile sağlanabilir. Demek ki “ayrıntı” sözcüğü yerine “ayrım” sözcüğü kullanılarak yanlışlık yapılmıştır: “Öğretmen konuyu en ayrıntısına kadar anlattı.”

» Yaş geliştikçe yalnız çevrenizdekilere değil, memleketinize de yardım aşkıyla yanıyorsunuz.”
cümlesinde “gelişmek” sözcüğü yanlış anlamda kullanılmıştır. Çünkü yaş gelişmez, ilerler. Bu nedenle cümlenin doğrusu şu şekilde olmalı: “Yaş ilerledikçe yalnız çevrenizdekilere değil, memleketinize de yardım aşkıyla yanıyorsunuz.”

» Politika konusunda gençleri azımsamak doğru değildir.
cümlesinde “küçümsemek” sözcüğünün yerine “azımsamak” sözcüğü kullanılarak anlatım bozukluğu yapılmıştır. Çünkü “azımsamak “ile” küçümsemek” sözcükleri farklı anlamlar taşımaktadır. “Azımsamak”ta bir şeyi sayıca az bulmak söz konusudur. “Küçümsemek” sözcüğü ise bir şeyin niteliği ile ilgilidir. Bu sözcükte bir şeye değer vermemek, onu küçük görmek anlamı vardır. Cümlenin doğrusu şöyle olacaktır: “Politika konusunda gençleri küçümsemek doğru değildir.”

» Herkes, petrol ücretlerinin yüksekliğinden yakınıyor.
cümlesindeki “ücret” sözcüğü yanlış kullanılmıştır. Çünkü “ücret” sözcüğünde iş gücünün karşılığı olan para anlamı vardır. Bu sözcük yerine “fiyat” sözcüğü getirilmelidir. Bu, bir şeyin para karşılığı değerini ifade eder: “Herkes, petrol fiyatlarının yüksekliğinden yakınıyor.”

1.4. Sözcüğün Yanlış Yerde Kullanılması

Cümledeki sözcüklerin yerinde kullanılmaması, söylenmek istenenin karşıtı bir anlamın ortaya çıkmasına ya da cümlenin anlaşılmamasına yol açar.

»Yeni okula geldim ki ders zili çaldı.
cümlesinde “yeni” sözcüğü yanlış yerde kullanıldığından cümlenin anlamı da bozulmuştur. Cümlede anlatılmak istenen “okulun yeniliği” değildir. Aslında birinin “okula vardığı sırada” zilin çalması anlatılmak istenmiştir. Öyleyse cümlenin doğru şekli şöyle olmalıdır: “Okula yeni geldim ki ders zili çaldı.”

» Çok sınıfta duran öğrencilerin elbette canı sıkılır.
cümlesinde “çok” sözcüğünün yanlış yerde kullanılmasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır. Bu cümlede “çok” sözcüğü “sınıf” sözcüğünden önce kullanıldığı için sanki öğrenciler değişik sınıflarda bulunmuşlar da onun için sıkılmışlar anlamı çıkmıştır. Halbuki cümlede öğrencilerin bir sınıfta “uzun süre bulunması” anlatılmak istenmiş. Cümlenin doğru şekli şöyle olmalıdır: “Sınıfta çok duran öğrencinin elbette canı sıkılır.”

» Fizik dalında yapılan yarışmada ülkemizi üç üniversiteli genç temsil edecek.
cümlesinde sözcüğün yanlış yerde kullanılmasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır. Bu cümlede “üç” sözcüğü yanlış yerde kullanılmış, bu nedenle yanlış bir anlam oluşmuştur. Cümlede asıl anlatılmak istenen, “üniversiteli üç genç”tir; ancak “üç” sözcüğü yanlış yerde kullanılınca cümleden “üç tane üniversite bitirmiş genç” anlamı çıkıyor. Bu nedenle “üç” sözcüğü “genç” sözcüğünden önce kullanılmalıdır: “Fizik dalında yapılan yarışmada ülkemizi üniversiteli üç genç temsil edecek.”

1.5. Deyimin Yanlış Anlamda Kullanılması

Deyimler, dilin anlatım gücünü ve söyleyiş güzelliğini zenginleştiren unsurlardır. Deyimler, kısa ve özlü sözlerdir.

Deyimlerin kalıplaşmış anlamları vardır ve deyimler bu kalıplaşmış anlamları çerçevesinde kullanılır. Kalıplaşmış belli bir anlamı karşılayan deyimin başka bir anlamda kullanılması, anlatım bozukluğuna yol açar.

» Onun bize yaptığı iyiliklere hep göz yumduk.
cümlesinde “göz yummak” deyimi yanlış anlamda kullanılmıştır. Bu, “kusurlarını hoş karşılamak, görmezlikten gelmek” anlamında bir deyimdir. Yukarıdaki cümlede ise “kusur” yok, bir kişinin iyilikleri var. Bu nedenle “göz yummak” deyimi yanlış kullanılmıştır: “Onun bize yaptığı iyiliklere minnettar kaldık.”

» Müfettişlerin geleceğini öğrenen müdürün etekleri zil çalıyordu.
cümlesinde “etekleri zil çalmak” deyiminin yanlış kullanılmasından kaynaklanan bir anlatımn bozukluğu vardır. “Etekleri zil çalmak”, çok sevinmek, işleri yolunda olmak anlamında bir deyimdir. Bu deyimin yerine “etekleri tutuşmak” deyiminin kullanılması gerekir. “Etekleri tutuşmak” çok heyecanlanmak anlamında bir deyimdir. Doğrusu: “Müfettişlerin geleceğini öğrenen müdürün etekleri tutuştu.”

» Şoför hatalı sollama yapmış, bütün yolcuların canı burnuna gelmişti.
cümlesinde “canı burnuna gelmek” deyiminin yanlış kullanılmasından doğan bir anlatım bozukluğu vardır. Çünkü cümlede büyük bir tehlike ile yüz yüze gelme anlatılmaktadır. Ama bu yanlış bir deyimle ifade edilmiştir. Çünkü “canı burnuna gelmek” deyimi “çekilen sıkıntıların dayanılmaz hâle geldiği durumlar” için kullanılır. Doğrusu: “Şoför hatalı sollama yapmış, bütün yolcuların yüreği ağzına gelmişti.”

1.6. Anlam Belirsizliği

Kişilerden ya da onlarla ilgili durumlardan söz ederken, o kişilerin yerini tutan zamirleri kullanmayız. Bundan dolayı cümlede kişi bakımından bir belirsizlik ortaya çıkar. Anlam belirsizliği dediğimiz bu ifade bozukluğunu gidermek için cümlede sözünü ettiğimiz kişinin yerini tutacak zamiri mutlaka kullanmalıyız.

» Okula gitmediğini bugün öğrendim.
cümlesinde böyle bir bozukluk vardır. Bu cümlede kişi zamiri kullanılmadığı için “kimin okula gitmediği” tam olarak bilinmiyor: O mu, sen mi? Çünkü cümle;
Onun okula gitmediğini bugün öğrendim.” ya da
Senin okula gitmediğini bugün öğrendim.” olabilir. Bu nedenle kişi kavramının net olması için cümleye kişi zamiri mutlaka getirilmelidir.

» Kardeşini okulda göremedim.
cümlesinde de anlam belirsizliği vardır. Bu cümlede kimin kardeşinden söz edildiği belli değildir. Bunu engellemek için kişi zamiri cümleye getirilmelidir:
Senin kardeşini bugün okulda göremedim.”
Onun kardeşini bugün okulda göremedim.”

 UYARI  Anlam belirsizliği sadece kişi zamirinin kullanılmaması ile ilgili değildir. Anlam belirsizliği noktalama yanlışlığından da kaynaklanabilir.

»Gazeteci bayanın sözlerini dikkatle dinledi.
cümlesinde anlamca bir belirsizlik vardır. Çünkü cümlede sözleri dinleyen “gazeteci” mi, yoksa “bayan” mı olduğu belli değildir. Bu belirsizliği “gazeteci” sözünden sonra cümleye virgül (,) getirerek giderebiliriz.

1.7. Mantık ve Sıralama Yanlışlığı (Hatası)

Cümlede verilen kavramların önem sırasının karıştırılması ya da cümlenin mantık açısından yanlış oluşturulması sonucunda ortaya çıkan anlatım bozukluklarıdır.

» İlk kez gerçekleşen gösteriye katılım rekor düzeydeydi.
Bu cümlede mantık hatası yapılmıştır çünkü ilk kez yapılan bir gösteriye gelen izleyici sayısının, rekor düzeyde olup olmadığı bilinemez.

» Bırak patates doğramayıyemek bile yapamaz o.
cümlesinde sıralama hatası vardır. Yemek yapmak, patates doğramaktan daha zor ve üst düzey bir eylemdir. Bu yüzden “patates doğramayı” sözüyle “yemek bile yapamaz” sözü yer değiştirmelidir: “Bırak yemek yapmayı, patates bile doğrayamaz o”

2. Yapısal (Yapıya Dayalı) Anlatım Bozuklukları

2.1. Özne-Yüklem Uyumsuzluğu

Özne – yüklem uyumsuzluğu kişi bakımından, tekillik-çoğulluk bakımından ve özne eksikliği bakımından olmak üzere üç grupta incelenir:

2.1.1. Kişi Bakımından Uyumsuzluk

İyi bir cümlede özne ve yüklem arasında kişi bakımından uyum olmalıdır.

 KURAL  Özne birinci tekil, ikinci tekil veya üçüncü tekil (ben, sen, o) ise yüklem birinci çoğul kişiye göre çekimlenmelidir.

»Ben ve Ayhan buraya daha önce gelmişti.”
1. çoğul (biz)                                       3. tekil (o)
cümlesinde özne ile yüklem arasında uyumsuzluk söz konusu. Özne 1. çoğul olduğuna göre yüklemin de birinci çoğul olması gerekir:

Ben ve Ayhan buraya daha önce gelmiştik.”
1. çoğul (biz)                                    1. çoğul (biz)

 >  Bu kural tekil kişiler için olduğu gibi çoğul kişiler için de geçerlidir.
Örnek(ler)»Ben ve arkadaşlarım burayı seviyoruz.
1. çoğul (biz)                                1. çoğul (biz)

» Ben ve o bu sabah İzmir’e gideceğiz.
1. çoğul (biz)                               1. çoğul (biz)

» Sen ve kardeşin bu ödevi bitirmelisiniz.
2. çoğul (siz)                              2. çoğul (siz)

1.1.2. Tekillik-Çoğulluk Bakımından Uyumsuzluk

Özne ile yüklem arasında belli bir uyum söz konusudur.

Özne insan ve çoğul ise yüklem tekil ya da çoğul olabilir. Ancak insan dışındaki varlıkların (hayvan, bitki, kavramlar…) çoğul şekilleri özne olduğunda yüklem daima tekil olur.

» Çocuklar bahçede top oynuyorlar. (doğru)
» Öğretmenler, öğrencilerinin iyiliğini ister. (doğru)

Yukarıdaki örneklerde olduğu gibi özne insan ve çoğulken yüklem çoğul ya da tekil olabiliyor. Diğer bütün durumlarda yüklem her zaman tekil olur.

» Kuşlar ne de güzel uçuyorlar. (yanlış)
Kuşlar ne de güzel uçuyor. (doğru)

» Ağaçlar çiçek açmışlar. (yanlış)
Ağaçlar çiçek açmış. (doğru)

» Gözlerim yakını iyi görmüyorlar. (yanlış)
Gözlerim yakını iyi görmüyor. (doğru)

 UYARI  İnsan dışındaki varlıklara insana ait özellikler katılmış yani kişileştirme sanatı yapılmış cümlelerde özne çoğul olduğunda yüklem tekil de çoğul da olabilir.

» Kuşlar ağaca konmuş dertleşiyorlar. (doğru)
» Kelebekler baharın gelişini kutluyor. (doğru)

1.1.3. Özne Eksikliği Bakımından Uyumsuzluk

Özne ile yüklem arasında tekillik, çoğulluk ve kişi uyumsuzluğunun yanında, özne eksikliği de anlatım bozukluğuna yol açar.

Özne, cümlenin temel ögesidir. Yüklemde bildirilen iş, oluş ya da hareketi yapan durumundadır. Yüklemdeki eyleme göre öznenin olmaması ya da bir öznenin birden fazla yükleme bağlanması anlatım bozukluğuna yol açar. Bu, daha çok sıralı ve bağlı cümlelerde karşımıza çıkan bir bozukluktur.

» Kitaptaki yanlışlıklar düzeltilecek ve yeniden basılacak.
cümlesinde özne eksikliğinden kaynaklanan bir bozukluk söz konusudur. İlk cümledeki “kitaptaki yanlışlıklar” öznesi, diğer cümledeki “basılacak” yüklemine uymamaktadır. Bu da ifadeyi eksik bırakmıştır. İkinci cümleye özne getirerek bozukluğu giderebiliriz:
“Kitaptaki yanlışlıklar düzeltilecek ve kitap yeniden basılacak.”

» Herkes ondan nefret ediyor, onun yüzünü bile görmek istemiyordu.
cümlesinde “herkes” öznedir. Bu özne “nefret ediyor.” ve “görmek istemiyordu.” yüklemlerine bağlanamadığından bozukluk meydana gelmiştir.
“Herkes ondan nefret ediyor.” doğru. Ama: “Herkes onun yüzünü bile görmek istemiyordu.” cümlesinde “herkes” öznesi “görmek istemiyordu” yüklemine bağlanamıyor. Bu nedenle ikinci cümleye özne getirilmeli, ifade düzeltilmelidir:

Herkes ondan nefret ediyor, hiç kimse onun yüzünü bile görmek istemiyordu.”
özne                          yüklem           özne                                           yüklem

» Onun tezi yakında bitecek ve öğretmen olarak göreve başlayacak.
cümlesinde “özne” eksikliği bozukluğa yol açmış. Bu cümlede “onun tezi” ikinci cümlenin öznesi olarak da görüldüğünden anlatım bozulmuştur. Bu bozukluk ikinci cümleye özne getirilerek giderilebilir:

Onun tezi yakında bitecek ve o öğretmen olarak göreve başlayacak.”
özne                          yüklem      özne                                          yüklem

2.2. Eklerle İlgili Yanlışlar

Cümlede eklerin eksik ya da fazla kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.

» Biz okumasını sevmeyen bir milletiz.
cümlesinde “okumasını” sözcüğünde iyelik eki gereksiz ve yanlış kullanılmıştır. Cümlenin doğrusu: “Biz okuma sevmeyen bir milletiz.” olmalıdır.

» Hayat kimine mutluluk verdiğini, kimini mutsuz ettiğini görüyoruz.
cümlesinde ilgi eki “eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır. Çünkü cümlede “verdiğini” sözcüğüne sorduğumuz “kimin verdiğini” sorusuna cevap alamıyoruz. “Hayat” sözcüğüne “-ın” ilgi eki getirilirse bu cümledeki anlatım bozukluğu giderilir: “Hayatın kimine mutluluk verdiğini, kimini mutsuz ettiğini görüyoruz.”

2.3. Öge Eksikliği

Cümlede kullanılması gereken bir öğenin bulunmaması, anlatım bozukluğuna yol açar. Cümlenin temel öğeleri özne ve yüklem eksikliğini işlediğimizden, burada nesne ve dolaylı tümleç eksikliği üzerinde duracağız.

Öge eksikliği sıralı ve bağlı cümlelerde karşımıza çıkar. Genellikle ortak kullanılan öğelerin yükleme bağlanamamasından kaynaklanır.

» Ben öğretmenime inanır ve severim.”
cümlesinde “öğretmenime” dolaylı tümlecinin “inanır ve severim” yüklemlerine bağlanmak istenmesi anlatım bozukluğuna yol açmıştır.
“Ben öğretmenime inanırım.” olur; ama “Ben öğretmenime severim.” olmaz.
Bu nedenle ikinci cümleye “nesne” getirilerek bozukluk giderilebilir:
“Öğretmenime inanır, onu severim.”

» İnsanlar gazetelere inanmıyor bu nedenle de çok az okuyor.
cümlesinde nesne eksikliğinden kaynaklanan bir bozukluk söz konusudur. Çünkü “inanmak” eylemi geçişsizdir. Nesne almadan kullanılabilir. Ama “okumak” eylemi geçişlidir. Öyleyse bu eyleme göre, cümleye nesne getirmek gerekir. Nesne getirilmediğinde cümlede yanlış bağlanma ortaya çıkacaktır: insanlar gazetelere inanmıyor, gazetelere okuyor.” Dikkat ettiyseniz “gazetelere okuyor” ifadesi yanlıştır. Bunu gidermek için de ikinci cümleye nesne getiririz. Bu durumda cümle şöyle olur:
“İnsanlar gazetelere inanmıyor, bu nedenle de gazeteleri çok az okuyor.”

» Neden en çok şairlere kızarlar, korkarlar.
cümlesinde dolaylı tümleç eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır. Bu cümledeki “şairlere” dolaylı tümleci “kızarlar” yüklemine bağlanabiliyor; ama “korkarlar” yüklemine bağlanamıyor. Bu nedenle ikinci cümleye dolaylı tümleç getirilmelidir:
“Neden en çok şairlere kızarlar, şairlerden korkarlar.”

2.4. Yüklem Eksikliği

Sıralı ve bağlı cümlelerde iki cümlenin bir yükleme bağlanması sonucu anlatım bozukluğu meydana gelir. Yüklem eksikliği, bazen ikinci bir eylemin kullanılmaması ya da ek eylemin ortak kullanılması ile oluşur.Örnek(ler)» Beşiktaş iskelesine geldiğimizde o işine, ben evime gittim.
cümlesinde “yüklem” eksikliği anlatım bozukluğuna yol açmış. Her iki cümleyi “gittim” yüklemine bağlayamayız. “Ben gittim” olur ama “o gittim” olmaz. Bu nedenle cümledeki yüklem eksikliğini giderirsek cümle anlamlı hâle gelir:
“Beşiktaş iskelesine geldiğimizde o işine gitti, ben evime gittim.”

» İyi biri olduğundan dün de, bugün de kuşkuya düşmüyorum.
cümlesinde yüklem eksikliği bozukluğa yol açmıştır. Evet, “bugün kuşkuya düşmüyorum” ifadesi doğru, ama “dün düşmüyorum” yanlıştır.
Bu nedenle cümleye yüklem getirilmelidir:
“İyi biri olduğundan dün de kuşkuya düşmedim, bugün de düşmüyorum.”

» Evimiz küçük, bahçesi de güzel değildi.
cümlesinde ek-fiil eksikliği nedeniyle esas anlatılmak istenen, ifade edilemiyor. Cümlede evin küçük olduğu, bahçenin güzel olmadığı söylenmek istenirken bunun tersi bir anlam ortaya çıkıyor (evin küçük olmadığı, bahçenin güzel olmadığı).
Bu nedenle ek-fiil eksikliği giderilerek cümle anlamlı hâle getirilmeli:
“Evimiz küçük, bahçesi de güzel değildi.”

2.5. Tamlama Yanlışları

Çoğunlukla ad ve sıfatların aynı tamlanana bağlanması sonucu oluşan bir anlatım bozukluğudur. Bu nedenle isimlerle sıfatların aynı tamlanana bağlandığı kullanımlara dikkat etmek gerekir.Örnek(ler)» Özel ve kamu kuruluşları iki gün tatil edildi.
cümlesinde “kamu kuruluşları” ifadesi doğrudur. Çünkü bu, isim tamlamasıdır. Ancak “özel” sözcüğü “kuruluşları” tamlananına bağlanamaz. Çünkü “özel” sözcüğü sıfattır. Bu nedenle “özel kuruluşları” ifadesi yanlıştır. Cümledeki bozukluğu gidermek için “özel” sözcüğünden sonra “kuruluşlar” sözü getirilmelidir:
“Özel kuruluşlar ve kamu kuruluşları iki gün tatil edildi.”

» Derste belgisiz ve işaret sıfatlarını işledik.
cümlesinde “belgisiz” sözcüğü sıfat, “işaret” sözcüğü ise isimdir. Hem sıfatın hem ismin aynı tamlanana (sıfatları) bağlanması anlatım bozukluğuna yol açmıştır. Bu bozukluğu gidermek için “belgisiz” sözcüğünden sonra “sıfatlar” sözcüğünü getirmek gerekir:
“Derste belgisiz sıfatları ve işaret sıfatlarını işledik.”

 UYARI  Dilimizde çokluk anlamı taşıyan belgisiz sıfat tamlamalarındaki isimler çokluk eki almaz.

» Burada insanı şaşkına çeviren birçok güzellikler var.”
cümlesinde “birçok güzellikler” belgisiz sıfat tamlamasındaki “güzellikler” sözcüğünde “-ler” eki gereksiz kullanılmıştır. Çünkü “birçok” sözünde zaten çokluk anlamı vardır. Cümlenin doğrusu:
“Burada insanı şaşkına çeviren birçok güzellik var.” şeklinde olmalıdır.

2.6. Bağlaç Yanlışları

Bağlaçlardan bazıları olumlu ve olumsuz yargıları birbirine bağlar. Bu duruma uymayan kullanımlarda anlatım bozukluğu meydana gelir.

» Ahmet Bey oğlunu çok seviyor fakat bir dediğini iki etmiyordu.
Bu cümlede “fakat” kullanılması doğru değildir. “fakat” bağlacı bir olumlu yargıyla bir olumsuz yargıyı birbirine bağlar. Bu cümlede ise ilk yargı da olumludur. Bu yüzden “fakat” çıkarılmalı, yerine “ayrıca” bağlacı kullanılmadır:
“Ahmet Bey oğlunu çok seviyor ayrıca bir dediğini iki etmiyordu.”

» Ben yarın dışarı çıkamam, ama evde yapılacak bir sürü işim var.
Bu cümlede “ama” kullanılması doğru değildir. “Ama” cümleden atılmalı ya da yerine “çünkü” getirilerek şu şekilde kurulmalıdır: “Ben yarın dışarı çıkamam, çünkü evde yapılacak bir sürü işim var.”

WHATSAPP ALTERNATİFİ YERLİ UYGULAMALAR

WhatsApp Alternatifi Yerli Uygulamalar

WhatsApp uygulaması istediği izinler ile büyük tepki çekiyor. Eğer şubat ayına kadar WhatsApp’a gerekli izinleri vermezsek WhatsApp’ı kullanamayacağız.

Peki, WhatsApp yerine başka hangi mesajlaşma uygulamalarını kullanabiliriz.

Yerli mesajlaşma uygulamaları şunlar:

1. DEDİ

Website: https://btider.org.tr/dedi

Sloganı: Uçtan Uca Korumalı Güvenli Haberleşme Uygulaması

Dedi: Güvenli Haberleşme Uygulaması

Dedi, Android ve iOS işletim sistemine sahip akıllı telefonlarınızda kullanılabileceğiniz güvenli ve ücretsiz bir haberleşme uygulamasıdır.

Dedi ile arkadaşlarınızla, ailenizle, sevdiklerinizle mesajlaşabilir, sesli ve görüntülü arama gerçekleştirebilirsiniz. Rehberinizde kayıtlı kişilerle ve gruplarla fotoğraf, video, ses, gif ve belge gibi multimedya dosyaları gönderip alabilirsiniz.

2. BİP

Website: www.bip.com

Slogan:Her Şeyiyle Bizim Uygulamamız

Yerli mesajlaşmanın ve iletişimin adresi BiP, tamamen Türkiye’de geliştirildi. Dünyada milyonlarca kullanıcının operatör fark etmeksizin kullandığı BiP, hızlı, güvenli ve şifreli bir mesajlaşma sunmaktadır. BiP ile sevdiklerinizle olan iletişiminizi her zaman güvenli bir şekilde yapabilirsiniz.

BiP tüm sevdiklerinizle yeni nesil “anlık mesajlaşma” , “sesli ve görüntülü görüşme” deneyimi yaşayabileceğiniz bir uygulamadır. Resimlerinizi, videolarınızı, ses kayıtlarınızı ve mesajlarınızı hiçbir yerde olmayan eğlenceli içerikle anında ve ücretsiz gönderebilirsiniz.

BiP tüm operatör abonelerinin kullanabildiği bir anlık mesajlaşma uygulamasıdır.

BiP, her şeyiyle bizim, her şeyiyle Türkiye’nin yerli uygulaması!

%100 Türk mühendisleri tarafından geliştirilen, ücretsiz iletişim ve yaşam platformu. BiP senin yol arkadaşın, mesajlaşmadan çok daha fazlası. Magazinden spora, hava durumundan döviz kurlarına, günlük hayatında hizmetler keşfetmen için seni bekliyor.

10 Kişiyle HD Görüntülü Görüşme

Arkadaşlarınla sınırsızca yazışabildiğin gibi, HD kalitesinde sesli ve görüntülü görüşmelerini ya da 10 kişiye kadar grup görüntülü görüşmelerini de BiP’ten yapabilirsin.

3. LAFF

Website: https://laff.com.tr/

Slogan:  Laff Türkiye’nin yeni sosyal mesajlaşma uygulaması!

6 aylık bir çalışmanın ürünü”

Demir, LAFF Beta, Türk Telekom ve iştirakimiz Argela’da çalışan gençlerimizle, yani tamamen kendi iç kaynaklarımızı kullanarak ‘görev gücü’ mantığı ile gerçekleştirdiğimiz 6 aylık bir çalışmanın ürünü. Türk Telekom kullanıcılarının bir süredir aşina olduğu Wirofon mesajlaşma platformunun da mimarı olan ekibimizle birlikte, tüm dünya trendlerini inceleyerek hem küresel hem de kendi kültürümüze hitap edecek, tüm mobil platformlarda kullanılabilecek evrensel bir anlık iletişim uygulaması olarak LAFF’ı geliştirdik” dedi.LAFF Messenger Beta‘nın hem App Store, hem de Google Play Store platformlarında yerini aldığını belirten Demir sözlerine şöyle devam etti: “LAFF, çok yakında çıkacak tam sürümünde ‘sosyal etkileşim’ gibi diğer anlık mesajlaşma uygulamalarında olmayan pek çok yeni ve heyecan verici özelliği de bünyesinde barındıracak.”

Laff ile arkadaşlarınıza ve ailenize, isterseniz birebir, isterseniz oluşturacağınız gruplar ile mesaj ve fotoğraf gönderebilir; dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, uygulama içi arama özelliğini kullanarak sesli konuşabilirsiniz.

4. ULAK

Ulak.im

Website: https://ulakmip.com/

Yerli mesajlaşma uygulaması ULAK.IM, kurumsal haberleşme ihtiyaçları göz önünde bulundurularak geliştirilmiş anlık mesajlaşma uygulamasıdır.

ULAK.IM popüler mesajlaşma uygulaması Whatsapp gibi anlık mesajlaşma hizmeti veren yerli ve milli kurumsal yapıya uygun uçtan uca anlık güvenli bir haberleşme platformudur.

ULAK.IM mesajları kayıt altına almadan ülke hatta kurum sınırları içerisinde saklayarak sesli ve görüntülü arama imkanı sunuyor.

Ulak, masaüstü uygulaması Windows ve MacOS işletim sistemlerinde çalışabiliyor.

Kurumsal haberleşme ihtiyaçları göz önünde bulundurularak geliştirilen uygulamada ileri kripto algoritmaları kullanılıyor.

TEKNİK ÖZELLİKLER

– WebRTC internet tabanalı sesli ve görüntülü aramalarda güvenli iletişim protokolü olarak kullanılan ulak TreeKEM şifreleme kullanmaktadır.

– Uçtan uca güvenlik sayesinde, aradaki bileşenler, sunucu dahil olmak üzere, mesajları çözmesi mümkün değildir. Mesajlar yalnızca gönderici ve alıcı partilerin cihazlarında şifrelenip çözülebilir.

PLATFORM BİLEŞENLERİ

– Grup Oluşturma

– Anlık Mesajlaşma

– Sesli ve Görüntülü Konuşma

– Milli Mühendislik

– Bağımsız Platform

– Mobil Kullanım

– Genel ve Özel Bulut

– Güvenlik

– Dosya ve Medya Gönderimi

– Lokasyon Paylaşımı

– Geliştirilebilir Sistem

– Masaüstü Kullanım

SÖZ SANATLARI

Söz Sanatları

1. Abartma 2. Benzetme 3. Kişileştirme 4. Konuşturma 5. Karşıtlık

Söz sanatları (edebi sanatlar), ifadeye zenginlik katmak, ifadenin etkisini artırmak ya da az sözle çok şey ifade etmek için kullanılır.

Söz sanatları abartma, benzetme, kişileştirme, konuşturma ve karşıtlık olmak üzere beşe ayrılır:

1. Abartma (Mübalağa)

Bir şeyin özelliklerini, bir olayı veya bir durumu olduğundan daha büyük veya daha küçük göstermeye abartma denir.

» Çantayı taşımaktan kolum koptu.
Bu cümlede kişi, kolunun fiziksel olarak koptuğunu değil, “çok yorulduğunu” abartma yaparak anlatmaktadır.

» Bir ah çeksem dağı taşı eritir
Gözüm yaşı değirmeni yürütür
Bu hasretlik beni dahi çürütür
Bana sıla da bir, gurbet il de bir
Karacaoğlan bu dörtlükte memleketinden ayrı olmanın verdiği acıyı abartarak anlatmıştır. Çünkü gerçekte gözyaşı dağları eritmez, değirmeni yürütmez.

2. Benzetme (Teşbih)

Anlatımı kuvvetlendirmek, sözün etkisini artırmak için aralarında değişik yönlerden ilgi bulunan iki şeyden zayıf olanın kuvvetli olana benzetilmesine benzetme denir.

Tam bir benzetmede benzeyen, benzetilen, benzetme yönü ve benzetme edatı olmak üzere dört temel unsur vardır fakat bir cümlede benzetme yapılması için sadece benzeyen ve benzetilen olması da yeterlidir.
► Benzeyen: Zayıf unsur.
► Benzetilen: Kuvvetli unsur.
► Benzetme yönü: İki unsur arasındaki benzetme sebebi.
► Benzetme edatı: Benzetmede kullanılan “gibi, kadar” edatlarıdır.

» Serkankeçigibiinatçıbirçocuktur.
BenzeyenBenzetilenBenzetme
edatı
Benzetme
yönü

Yukarıdaki cümlede “Serkan”, “inatçılık” bakımından “keçi”ye benzetilmiştir. Burada “keçi”nin inatçılık özel­liği herkes tarafından bilindiğinden, benzetme çok rahat anlaşılmakta, söz daha etkili olarak anlatıl­maktadır.

» Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım
Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım
İstiklâl Marşı’ndan alınan bu dizelerin ilkinde şair kendisini “sel”e benzetmiştir. İkinci dizede ise “dağları yırtarım” sözüyle abartma sanatına başvurmuştur.

3. Kişileştirme (Teşhis)

İnsan dışındaki varlıklara insana özgü özelliklerin verilmesine kişileştirme denir. Bu sanatta hayvanlara, bitkilere ve diğer varlıklara insana özgü özellikler verilerek ifade daha çekici hâle getirilir, duygular daha güzel anlatılır.

» Köyün çayı boş yere akmaktan sıkılıyor, bir bostanı sulayacağı günlerin gelmesini iple çekiyordu.
Bu cümlede “köyün çayı” kişileştirilmiştir. “sıkılmak”, “iple çekmek (sabırsızlıkla beklemek)” insana özgü niteliklerdir. İnsana özgü nitelikler “köyün çayı”na verilerek çay kişileştirilmiştir.

» Toplanırken göklerde bulutlar yığın yığın
Hırçın bir fırtınayı düşünüyordu deniz.
Bu dizelerde “kişileştirilme” vardır. Burada “düşünüyordu” denerek “deniz” kişileştirilmiştir.

4. Konuşturma (İntak)

İnsan dışındaki varlıkları konuşturma, onların ağzından söz söyleme sanatına konuşturma (intak) denir.

Konuşturma, genellikle kişileştirme sanatı ile birlikte kullanılır. Kişileştirme ile insan özelliği kazandırılan varlıklar, konuşturulduğu zaman konuşturma sanatı yapılmış olur.

» Akşam rüzgârları der ki Ali’ye:
“Gözler ileriye, gönül geriye…”
Sanki köydekiler görünsün diye
Tepeler alçalır, dereler dolar!
Bu dörtlükte “rüzgârlar” önce kişileştirilmiş, daha sonra da konuşturulmuştur. Zaten şiirde konuşturma varsa, konuşturulan varlığın sözleri de vardır.

» Google: Ben her şeyi bilirim.
Facebook: Ben herkesi tanırım.
İnternet: Ben olmasam ikiniz de işe yaramazsınız!
Elektrik: Tartışmayı fazla uzatmayın yoksa hepinizin işini bitiririm!

5. Karşıtlık (Tezat)

Birbirine karşıt olan durum, kavram ve fikirlerin bir arada kullanılmasına karşıtlık (zıtlık) denir.

»Gülen çehremi görüp
   Sanmayın beni bahtiyardır.
   Her kahkahanın içinde
   Bir damla gözyaşı vardır.
Yukarıdaki dörtlükte gülmek ve bahtiyar (mutlu) olmak ile ağlamayı ve hüznü çağrıştıran gözyaşı kelimeleri bir arada kullanılarak zıtlık (tezat) söz sanatına yer verilmiştir.

» Ağlanacak halimize güleriz çoğu zaman.

» Güneş her akşam batıp her gün doğuyorsa
Çiçekler solup solup tekrar açıyorsa
En derin yaralar kapanıyorsa
En büyük acılar unutuluyorsa
Neden korkulur hayatta söyleyin bana.

FİİLDE ÇATI

FİİLDE ÇATI

1. Özne-Yüklem İlişkisine Göre Fiiller (Etken Fiil, Edilgen Fiil) 

2. Nesne-Yüklem İlişkisine Göre Fiiller (Geçişli Fiil, Geçişsiz Fiil)


Fiil çatısı, en genel ifadeyle yüklemin özne ve nesne ile olan ilişkisidir.

“Fiil çatısı” sözü ilk duyulduğunda “Neden çatı denmiş ki?” gibi bir soru gelebilir akıllara. Bir evin çatısını düşünelim (Genelde üçgen şeklinde çizilir) çatının alt kısmına yüklemi koyarsak üstteki iki kenara da özne ve nesneyi koyduğumuzda fiil çatısını oluşturmuş oluruz. Fiillerde çatı veya fiil çatısı dendiğinde aklımıza yüklem-özne-nesne ilişkisi gelmelidir.

Fiillerin özne ve nesneye bağlı olarak kazandığı anlama ve girdiği biçime çatı denir. Konumuzun isminden de anlaşılacağı üzere çatı, sadece fiil cümlelerinde aranan bir özelliktir. İsim cümlelerinde çatı aranmaz.

Fiil çatısı, öznelerine ve nesnelerine göre olmak üzere iki yönden incelenir.

1. Öznelerine Göre Fiil Çatıları (Özne-Yüklem İlişkisi)

Özne – yüklem ilişkisinde, öznenin, eylemin bildirdiği işi nasıl yaptığı önemlidir.

Özne-yüklem ilişkisine göre fiiller dörde ayrılır:

  1. Etken Fiil
  2. Edilgen Fiil
  3. Dönüşlü Fiil
  4. İşteş Fiil

(LGS’de sadece etken ve edilgen soruluyor.)

1.1. Etken Fiil

İşi yapan gerçek bir öznenin bulunduğu fiillere etken fiil denir.

» Babam her gün kitap okuyor.
cümlesinde “okuma” eylemini yapan bir özne (babam) vardır. İşi yapan gerçek bir özne olduğu için bu cümlenin yüklemi etkendir.

» Bu kitabı dün aldım.
cümlesinde “alma” eylemini gerçekleştiren bir özne vardır. Ama bu cümlede bir sözcük olarak verilmemiştir. Özne bir sözcük olarak verilmese de, cümlenin öznesi gizli olsa da cümlede işi yapan belli olduğu için bu cümlenin yüklemi çatısına göre etkendir.

 UYARI  Etken fiiller, nesne – yüklem ilişkisine göre geçişli veya geçişsiz olabilir.


» Benim sözlerimi herkes anladı.
cümlesinde “anlama” işini gerçekleştiren gerçek özne “herkes” sözüdür. Yükleme sorulan “neyi” sorusuna cevap veren “sözlerimi” ise nesnedir. Öyleyse bu cümlenin yüklemi öznesine göre etken, nesnesine göre geçişlidir.

1.2. Edilgen Fiil

İşi yapan gerçek bir öznesi olmayan fiillere edilgen fiil denir. Edilgen çatılı fiillerde özne işi yapan değil, yapılan işten etkilenen durumundadır. Edilgen fiiller, fiil kök veya gövdelerine “-l” veya “-n” eklerinin getirilmesiyle oluşturulur.


» Futbolcu kırmızı kartla oyundan atıldı.
cümlesinde “atma” işini gerçekleştiren yoktur. Onun yerine “atılma” eyleminden etkilenen “futbolcu” vardır. “Futbolcu” işi yapan değil de yapılan işten etkilenen durumunda olduğundan cümlede “sözde özne” görevindedir. O hâlde “atıldı” eylemi çatısına göre edilgendir.

» Bütün sokaklar temizlendi.
» Kitapların hepsi okundu.
» Kapı hızlı hızlı vuruldu.
Yukarıdaki cümlelerde yüklem durumundaki fiiller “-l- ve -n-” eklerini almıştır. Ayrıca “temizlenme, okunma ve vurulma” eylemlerini yapan gerçek bir özne de bu cümlelerde verilmemiştir. Onların yerine işten etkilenen “bütün sokaklar, kitapların hepsi, kapı” sözcükleri özne görevini üstlenmiştir.

» Bakkaldan bir ekmek alındı.
sözde özne  yüklem cümlesinde “alma” eylemini yapan, gerçekleştiren gerçek bir özne yoktur. Biz zihnimizden “tarafından” sözüyle cümleye bir özne getirebiliriz. Bu durumda cümle şöyle olur: “(Çocuk tarafından) bakkaldan bir ekmek alındı.”

 UYARI  Edilgen fiiller, nesne – yüklem ilişkisine göre daima geçişsizdir. Çünkü; edilgen fiillerde nesne gibi görünen öge, daima sözde öznedir.


» Kardeşim, kırtasiyeden güzel bir kalem aldı.
cümlesinde “alma” işini yapan özne (kardeşim) vardır. Cümle gerçek öznesi olduğu için etkendir. Alma işinden etkilenen bir öge, yani nesne cümlede vardır: güzel bir kalem. Öyleyse bu cümle öznesine göre etken, nesnesine göre geçişlidir.

» Kırtasiyeden güzel bir kalem alındı.
cümlesi ise öznesine göre etken değil, edilgendir. Çünkü cümlede “alma” işini yapan gerçek bir özne yoktur. Bu cümlede eylem başkası tarafından yapılmıştır. Başkası tarafından yapıldığı için de öznesine göre edilgendir. Edilgen fiiller nesnesine göre daima geçişsiz olduğuna göre, bu “alınma” eylemi geçişsizdir. Demek ki cümle öznesine göre edilgen, nesnesine göre geçişsizdir.

2. Nesnelerine Göre Fiil Çatıları (Nesne-Yüklem İlişkisi)

Bu fiillerin bir kısmı kullanılırken nesneye ihtiyaç gösterir, bir kısmı ise herhangi bir nesne olmadan da kullanılabilir.

Nesne-yüklem ilişkisine göre fiiller dörde ayrılır:

  1. Geçişli Fiil
  2. Geçişsiz Fiil
  3. Oldurgan Fiil
  4. Ettirgen Fiil

 (LGS’de sadece “Geçişli Fiil” ve “Geçişsiz Fiil” konuları soruluyor.)

2.1. Geçişli Fiil

Nesnesi olan ya da nesne alabilen eylemlere geçişli eylem denir. Geçişli fiiller, yükleme sorduğumuz “neyi, kimi, ne?” sorularına cevap verirler.


» İçeriden su getirdi.
cümlesinde “getirmek” eyleminden etkilenen varlık “su”dur. Bunu yükleme sorduğumuz “ne” sorusu ile bulabiliriz. Buna göre “getirmek” fiili nesne aldığı için geçişlidir.

» Hakem kaleciyi maçtan attı.
cümlesinde “atmak” eyleminden etkilenen, “kaleci” sözüdür. Bu söz, cümlede nesne olarak kullanılmıştır. Dolayısıyla “atmak” fiili geçişlidir.

 UYARI  Bazı cümlelerde, fiiller geçişli olduğu hâlde nesne bulunmayabilir. Çünkü geçişli fiiller nesne alan ya da nesne gerektiren fiillerdir.


» Yolcular durakta bekliyor.
cümlesinde “beklemek” eylemi geçişlidir. Ama cümlede “nesne” bir sözcük olarak verilmemiştir. Cümle “neyi?” sorusuna cevap verdiği için geçişlidir. Çünkü sonuçta beklenen dolmuş ya da otobüs vardır.

2.2. Geçişsiz Fiil

Nesne almayan, yani “ne, neyi ve kimi?” sorularına cevap vermeyen fiillere geçişsiz fiil denir. Geçişsiz fiillere nesneyi bulmak için “ne, neyi, kimi?” sorularını sorduğumuzda cevap alamayız.


» Dayımlar bugün tatile gidiyor.
cümlesinde “gitmek” eylemi nesne almamıştır. Yükleme sorduğumuz “ne, neyi, kimi” sorularından herhangi birine cevap vermiyor.

» Ali’nin sözlerine çok güldük.
cümlesinde de “gülmek” eylemi geçişsizdir. Çünkü “ne, neyi, kimi” sorularına cevap vermiyor.

ZARF (BELİRTEÇ)

Zarf (Belirteç)

Fiillerden, fiilimsilerden, sıfatlardan veya kendiyle aynı görevdeki kelimelerden (zarflardan) önce gelerek onların özelliklerini, zamanını, yönünü, miktarını belirten sözcüklere zarf (belirteç) denir.

» Öğrenciler kitaptaki metni okuyor.
» Öğrenciler kitaptaki metni sessizce okuyor.
Yukarıdaki ilk cümlede okuma eyleminin yapıldığını görüyoruz fakat bu eylemin nasıl, ne zaman veya ne kadar yapıldığı belirtilmemiş. İkinci cümlede ise okuma eyleminin sessizce yapıldığı belirtilmiştir ve zarf kullanılmıştır.

Zarfların Özellikleri

 >  Zarflar da tıpkı sıfatlar gibi tek başlarına kullanıldıklarında isim görevindedir. Zarf görevini cümle içerisinde kullanımına bağlı olarak kazanır.

Bir sözcük fiille bağlantılıysa, fiili niteliyorsa zarf; isimle bağlantılı olup ismi niteliyorsa sıfat görevindedir.

» hızlı (isim)
» Arkadaşım, İngilizce’yi hızlı öğrendi. (öğrenme fiilini nitelediği için zarf)
» Arkadaşım, hızlı arabaları çok seviyor. (araba ismini nitelediği için sıfat)

 >  Cümle içerisinde genelde zarf tümleci olarak kullanılırlar.

 >  Zarflar; durum zarfı, zaman zarfı, miktar zarfı, yer-yön zarfı ve soru zarfı olmak üzere beşe ayrılır:

1. Durum Zarfları

Fiilin bildirdiği işin, oluşun veya hareketin durumunu, özelliğini veya sebebini belirten zarflardır. Fiille sorulan “nasıl?” veya “neden, niçin, niye?” sorularına cevap verir.

» Öğrenciler konuyu dikkatle dinliyordu.
Bu cümlede “dinliyordu” eylemine “nasıl dinliyordu?” sorusunu yönelterek eylemin “dikkatle” yapıldığı cevabını alıyoruz. “dikkatle” sözcüğü fiilin durumunu belirttiği için durum zarfıdır.

» Tüm söylediklerimi yanlış anlamış. (nasıl anlamış? → yanlış)
» Arabanın motoru gürültülü çalışıyor. (nasıl çalışıyor? → gürültülü)
» Konuyu uzun uzun tartıştılar. (nasıl tartıştılar? → uzun uzun)
» Hür doğdum, hür yaşarım. (nasıl doğdum? → hür / nasıl yaşarım?→ hür)
» Uyanamadığı için gelmemiş. (neden gelmemiş? → uyanamadığı için)
» Sessiz durursan seni parka götürürüm. (nasıl durursan? → sessiz)
» İçeri sevinçle girip boynuma sarıldı. (nasıl girip? → sevinçle) (girip sözcüğü fiilimsidir.)

2. Zaman Zarfları

Fiilin bildirdiği işin, oluşun veya hareketin zamanını belirten zarflardır. Fiille sorulan “ne zaman?” sorusuna cevap verir.

» Soğuk hava haftaya etkili olacakmış.
Bu cümlede “etkili olacak” eylemine “ne zaman etkili olacak?” sorusunu yönelterek eylemin “haftaya” yapılacağı cevabını alıyoruz. “haftaya” sözcüğü fiilin zamanını belirttiği için zaman zarfıdır.

» Haftada iki gün balık yemeliyiz. (ne zaman yemeliyiz? → haftada iki gün)
» Okullar haziranda kapanacak. (ne zaman kapanacak? → haziranda)
» Sabahları iki kilometre koşarım. (ne zaman koşarım? → sabahları)
» Bugün gitti, yarın gelecek. (ne zaman gitti? → bugün / ne zaman gelecek?→ yarın)
» Eve gelir gelmez yattı. (ne zaman yattı? → eve gelir gelmez)
» Her bayramköye gidip akrabalarımızı ziyaret ederiz. (ne zaman gidip? → her bayram) (gidip sözcüğü fiilimsidir.)

3. Yer-Yön Zarfları

Fiilleri veya fiilimsileri yer-yön bakımından belirten zarflardır. Fiille sorulan “nereye?” sorusuna cevap verir. Yön zarfları yalın (ek almamış) halde kullanılırlar. “Aşağı, yukarı, içeri, dışarı, ileri, geri, öte, beri, doğru” en çok kullanılan yön zarflarıdır.

» Pencereden aşağı bakıyor.
Bu cümlede “bakıyor” eylemine “nereye bakıyor?” sorusunu yöneltince “aşağı” cevabını alıyoruz. “aşağı” sözcüğü fiilin yönünü belirttiği için yer-yön zarfıdır.

» Gece yarısında dışarı çıkmış. (nereye çıkmış? → dışarı)
» Üşüyünce içeri girdi. (nereye girdi? → içeri)
» İleri gitme, biraz geri gel. (nereye gitme? → ileri / nereye gel?→ geri)
» Aşağı bakınca başı dönmüş. (nereye bakınca? → aşağı) (bakınca sözcüğü fiilimsidir.)

 UYARI  Yer-yön zarfları çekim eki almazlar, çekim eki aldıklarında zarf olmaktan çıkarak isim olurlar.

» Attığı top camdan içeri girdi. (“içeri” kelimesi ek almadığı için zarf)
» Attığı top camdan içeriye girdi. (“içeri” kelimesi “-e” yönelme ekini aldığı için isim)

 UYARI  “Aşağı, yukarı, içeri, dışarı, ileri, geri, öte, beri, doğru” gibi kelimelerin zarf olabilmesi için bir fiilin yönünü belirtmeleri, bir fiille bağlantılı olmaları gerekir. Eğer bu sözcükler bir isimle bağlantılıysa sıfat görevinde kullanılmış olurlar.

» Merdivenden yukarı çıktı. (“yukarı” kelimesi fiille ilgili olduğu için zarf)
» Sesler yukarı kattan geliyor. (“yukarı” kelimesi isimle ilgili olduğu için sıfat)

4. Miktar (Azlık-Çokluk) Zarfları

Bir fiilin, bir sıfatın veya kendi türünden bir sözcüğün (zarfın) miktarını, ölçüsünü belirten zarflardır. Fiille, sıfata veya zarfa sorulan “ne kadar?” sorusuna cevap verir. “Az, çok, daha, çokça, kadar, bu kadar, biraz, oldukça, pek, pek çok, en, en çok, fazla, epey, epeyce, bayağı” en çok kullanılan miktar zarflarıdır.

» Bu hafta hava sıcaklığı çok düşecekmiş.
Bu cümlede “düşecekmiş” eylemine “ne kadar düşecekmiş?” sorusunu yöneltince “çok” cevabını alıyoruz. “çok” sözcüğü fiilin miktarını belirttiği için miktar zarfıdır.

» Telefonla çok fazla ilgileniyor. (ne kadar ilgileniyor? → çok fazla) (ilgileniyor: fiil)
» Çok büyük bir ev almış. (ne kadar büyük? → çok) (büyük: sıfat)
» Beklediğim kargo epey geç geldi. (ne kadar geç? → epey) (geç: zarf)
» Az yiyerek kilo verdi. (ne kadar yiyerek? → az) (yiyerek: fiilimsi)

5. Soru Zarfları

Fiilleri veya fiilimsileri soru bakımından belirten zarflardır. Bir cümlede zarfları bulmak için kullandığımız “nasıl, neden, niçin, niye, ne (eylemin nedenini sormak için kullanılıyorsa), ne zaman, nereye, ne kadar?” cümle içerisinde yer aldıklarında soru zarfı olur.

» İstanbul’a ne zaman varırız?
Bu cümlede “ne zaman” sorusu “varırız” fiiline sorulmuştur ve alınacak cevap da “İstanbul’a akşam varırız.” cümlesindeki gibi zarf olacaktır. Bu yüzden “ne zaman” sözcüğü soru zarfıdır.

» Bu saatte nereye gitmiş?
» Bu arabayı nasıl aldın?
» Dersin bitmesine ne kadar kaldı?
» Toplantıya neden yetişemedin?
» Ne ağlıyorsun öyle sessiz sessiz? (“Ne” sorusu eylemin sebebini sormak için, “neden?” sorusu yerine kullanılmıştır.)

 UYARI  “Nasıl, ne?” gibi soruların zarf olabilmesi için bir fiile veya fiilimsiye yöneltilmeleri gerekir. Eğer bu sorular bir isme yöneltilmişse sıfat görevinde kullanılmış olurlar.

» Eve nasıl geldin? (“nasıl” sorusu fiile sorulduğu için zarf)
»Nasıl bir ev almayı düşünüyorsun? (“nasıl” sorusu isme sorulduğu için sıfat)

Zarflar Kazanım Kavrama Testi

Yapılarına Göre Fiiller (Basit, Türemiş ve Birleşik Fiiller)

Yapılarına Göre Fiiller (Basit, Türemiş ve Birleşik Fiiller)

Yapı bakımından fiiller; basit fiiller, türemiş fiiller ve birleşik fiiller olmak üzere üç grupta incelenir:

1. Basit Fiiller

Yapım eki almamış fiillerdir. Fiil köklerine gelen çekim ekleri, fiillerin anlamını değiştirmediği için basit fiiller çekim eki alabilir. Yapım eki almadıklarından bunlar daima kök durumunda bulunur.

» Sabahları erken kalkar.
Bu cümlede “kalk-“fiili “-(a)r” geniş zaman kip ekini almıştır. Kip ekleri çekim ekidir. “Kalk-” fiili çekim eki dışında hiçbir ek almadığından basit fiildir.

» Her gün kitap okumalısınız.
Bu cümledeki “oku-” fiili gereklilik kip eki (-malı) ve kişi eki (-sınız) almıştır. Hiçbir yapım eki almadığı, sadece çekim eki aldığı için “okumalısınız” fiili yapısına göre basit fiildir.

» Kış bu yıl erken gelecekmiş.
Bu cümlede “gel-” fiili gelecek zaman kip eki (-ecek) ve duyulan geçmiş zaman kip eki (-miş) almıştır. Dolayısıyla basit yapılı bir fiildir.

2. Türemiş Fiiller

Bir ya da birden fazla yapım eki almış fiillere türemiş fiil denir. Türemiş fiiller, aynı zamanda fiil gövdesidir.

Türemiş fiiller, iki şekilde oluşur:
1) İsim veya isim soylu sözcüklerden türetilmiş fiiller
2) Fiil kök veya gövdelerinden türetilmiş fiiller

2.1. İsimden Türemiş Fiiller

İsim veya isim soylu sözcüklere yapım eki getirilerek türetilen fiillerdir.

» gözle-, azal-, kana-, benimse-, sula, sivril-…
Yukarıdaki kelimelerde altı çizili ekler isimlere gelerek onları fiil yapmıştır. İsimlere gelerek fiil türeten bu ekler, eklendikleri sözcüğün anlamını değiştirmiştir, bu yüzden bu ekler yapım ekleridir. Yukarıdaki fiillerin tümü isimden fiil yapım eklerini aldıkları için türemiş fiildir.

2.2. Fiilden Türemiş Fiiller

Fiil kök veya gövdelerine yapım eki getirilerek türetilen fiillerdir.

» çıkar-, söndür-, kanat-, sarıl-, gir-, görün-…
Yukarıdaki kelimelerde altı çizili ekler fiillere gelerek onları yeni fiillere dönüştürmüştür. Fiillere gelerek fiil türeten bu ekler, eklendikleri fiilin anlamını değiştirmiştir, bu yüzden bu ekler yapım ekleridir. Yukarıdaki fiillerin tümü fiilden fiil yapım eklerini aldıkları için türemiş fiildir.

3. Birleşik Fiiller

Yeni bir eylemi karşılamak üzere, en az iki sözcüğün bir araya gelmesiyle oluşan fiillere birleşik fiil denir. Birleşik fiili oluşturan kelimeler biri veya her ikisi fiil olabilir. Ama en az biri fiil olmalıdır.

Birleşik fiiller üç grupta incelenir:

3.1. Kurallı Birleşik Fiiller

İki fiilin belli kurallara göre birleşmesiyle oluşan birleşik fiillerdir. Kurallı birleşik fiiller de kendi anlamından uzaklaşarak ana fiile “yeterlik, tezlik, yaklaşma, sürerlik” gibi anlamlar katar. Kurallı birleşik fiiller her zaman birleşik yazılır.

Kurallı birleşik fiiller dörde ayrılır:

3.1.1. Yeterlilik Fiili

Bir fiile “ebil(mek)” yardımcı fiili getirilerek yapılır. Cümleye “gücü yetme” veya “olasılık” anlamı katar. Soru olarak kullanıldığı bazı durumlarda ise “rica” anlamı katar.
» Öğretmeniyle konuşabilmiş.
cümlesinde “konuşabilmek” sözcüğü yeterlilik birleşik fiilidir. “Bilmek” fiili normalde “bir şey üzerinde bilgisi olmak” anlamı taşır. Ancak burada bu anlamı yitirerek “konuşmak” fiiline ” gücü yetebilme, yapabilme” anlamı katmıştır.
» Babam iki bavulu aynı anda taşıyabiliyor. (Gücü yetme)
» Bu yıl kış geç gelebilir. (İhtimal)
» Mektubu okuyabildin mi? (Gücü yetme, yapabilme)
» Biraz daha sessiz olabilir misiniz? (Rica)

 >  Yeterlilik fiilinin olumsuzu iki şekilde yapılır:

Yeterlilik fiili gücü yetmezlik, yapamama anlamı taşıyorsa “ebilmek” yardımcı fiilinin “bilmek” kısmı atılır, onun yerine “-ma, -me” olumsuzluk eki “ama(mak), eme(mek)” şeklinde getirilir:
Başarabilirim             → Başaramam
abilirim                 → Açamam
Okuyabilir                 → Okuyamaz

Yeterlilik fiili gücü yetmezlik, yapamama ihtimali içeriyorsa :
Yazabilirim               → Yazamayabilirim
Gelebilirim                → Gelemeyebilirim

3.1.2. Tezlik Fiili

Bir fiile “iver(mek)” yardımcı fiili getirilerek yapılır. Cümleye “çabukluk (tezlik), birdenbirelik ve kolaylık ” anlamı katar.
» Penceredeki güvercin pır diye uçuverdi.
cümlesinde “uçuvermek” sözcüğü tezlik birleşik fiilidir. “Vermek” fiili normalde “yakınındaki nesneyi başkasına iletmek, ulaştırmak” anlamı taşır. Ancak burada bu anlamı yitirerek “uçmak” fiiline “birdenbire uçtu” anlamı katmıştır.
» Dağ gibi bulaşığı yıkayıverdi. (Çabukluk)
» Öğretmenimiz zor soruyu çözüverdi. (Kolayca)

 >  Tezlik fiilinin olumsuzu iki şekilde yapılır: “-ma, -me” olumsuzluk eki ya yardımcı fiilden sonra getirilir ya da ana fiilden sonra getirilir.
“ebilmek” yardımcı fiilinin “bilmek” kısmı atılır, onun yerine “-ma, -me” olumsuzluk eki “ama(mak), eme(mek)” şeklinde getirilir:

Ancak iki olumsuz biçim arasında anlam farkı vardır. Birinci olumsuz biçiminde “tezlik” anlamı ağırlıktadır. İkinci olumsuz biçiminde ise “önemsememe” anlamı ön plandadır.

3.1.3. Sürerlik (Süreklilik) Fiili

Ana fiile “edur(mak)”, “ekal(mak)” ve “egel(mek)” yardımcı fiillerinin getirilmesiyle oluşur. Cümlelere işin, oluşun hareketin bitmediği, devam ettiği anlamı katar.

» Siz resimli kitaplara bakadurun.
cümlesinde “bakadurmak” sözcüğü sürerlik birleşik fiilidir. “Bakmak” ana fiiline “adurmak” getirilerek “bakadurmak” fiili elde edilmiştir. Fiilde “bakmaya devam edin” anlamı vardır.
» Koltuğun üzerinde uyuyakalmış.
» Bu gelenek nesilden nesile süregelmiş.

 >  Sürerlik fiilinin olumsuz biçimi yoktur.

3.1.4. Yaklaşma Fiili

Bir fiile “eyaz(mak)” yardımcı fiili getirilerek yapılır. Fiile “hemen hemen, az kalsın” anlamı katar. Fiilin gerçekleşmesine çok yaklaşıldığı anlamı taşıdığı için buna “yaklaşma fiili” adı verilmiştir.
» Bir genç havuzda boğulayazdı.
cümlesinde “boğulayazmak” sözcüğü yaklaşma birleşik fiilidir. “Boğulmak” ana fiiline “ayazmak” getirilerek oluşturulmuştur. Fiilde “az kalsın boğuluyordu, boğulmaya çok yaklaştı” anlamı vardır.
» Kardeşim yolda yürürken düşeyazdı.

 >  Yaklaşma fiilinin olumsuz biçimi yoktur.

3.2. Yardımcı Eylemle Yapılan Birleşik Fiiller

İsim soylu sözcüklerden sonra gelen “etmekolmakkılmakeylemek ve buyurmak” yardımcı eylemlerinin kendisinden önceki isimle birleşmesiyle oluşur.
» Sevdiğim için bu mesleği tercih ettim.
» Sınavdan yüksek puan alınca mutlu oldu.
» Adam, etrafındakilere sürekli emir buyuruyordu.
» Mevla bize yardım eylesin.
» Dili sade kullanarak sözü etkili kılmış.

 NOT  Yardımcı eylemle birleşik fiil oluşturulurken ses türemesi veya ses düşmesi olursa yardımcı fiile isme bitişik yazılır.
» Ayrılığın acısını derinden hissetti. (his + etmek → hissetmek )
» Marketi oğluna devretti. (devir + etmek → devretmek)

3.3. Deyimleşmiş (Anlamca Kaynaşmış) Birleşik Fiiller

En az iki sözcüğün genelde gerçek anlamından uzaklaşarak kaynaşmasıyla oluşan fiillerdir. Deyimler anlamca kaynaşmış birleşik fiiller grubuna girer.
» Odunların depoya taşınmadığını görünce küplere bindi.
cümlesinde “küplere binmek” sözünde “küp” sözcüğü ile “binmek” fiili anlamca kaynaşıp kalıplaşmıştır. Bu sözcükler gerçek anlamından uzaklaşıp mecazlaşarak bir deyim oluşturmuştur. Dolayısıyla “küplere binmek” sözü deyimleşmiş (anlamca kaynaşmış) birleşik fiildir.
» Onun söylediklerine artık kulak asmıyorum.
» Masanın üzerindeki gazetelere göz gezdirdi.
» Bunları söylemeye dilim varmıyor.

NOT: “varsaymak, vazgeçmek, başvurmak ve başvurmak” gibi her iki sözcük de anlamını kaybederse ve deyim değilse bu anlamca kaynaşmış fiiller bitişik yazılır.

ek fiil (ek eylem)

Ek Fiil

1. İsim Cümlelerinde Ek Fiil (İsim Soylu Sözcükleri Yüklem Yapmak) 2. Fiil Cümlelerinde Ek Fiil (Basit Zamanlı Fiilleri Birleşik Zamanlı Yapmak)

İsim ve isim soylu sözcüklerin yüklem görevinde kullanılmasını sağlayan, ayrıca eklendiği çekimli fiilleri, birleşik zamanlı fiil yapan ek biçimindeki yardımcı eyleme ek fiil (ek eylem) denir. Ek fiil mastar olarak anlamı olmayan “-i(mek)” fiilidir. Konuşmada ve yazmada ek fiildeki “-i” genellikle düşer.

Ek fiilin iki görevi vardır:

 1.  İsim ve isim soylu sözcüklere eklenerek onları yüklem yapmak

 2.  Çekimlenmiş (basit zamanlı) fiillere eklenerek onları birleşik zamanlı yapmak

1. İsim Soylu Sözcükleri Yüklem Yapmak (İsim Cümlelerinde Ek Fiil)

İsimler ve isim soylu sözcükler (zamir, sıfat, zarf, edat) ek fiil alarak cümlede yargı bildirir duruma gelirler, yüklem olurlar.

 BİLGİ  İsim soylu sözcüklerin ek fiil alarak yüklem oldukları cümlelere isim cümleleri denir.

 >  İsim cümlelerinde ek fiil, dört kiple çekimlenir:

  1. Görülen (Bilinen) Geçmiş Zaman (idi)
  2. Duyulan (Öğrenilen) Geçmiş Zaman (imiş)
  3. Geniş Zaman (idir)
  4. Şart Kipi (ise)

1.1. Ek Fiilin Görülen Geçmiş Zamanı

Bahsedilen duruma tanık olma anlamı taşır. İsimlere “idi” getirilerek yapılır, getirildiği sözcüğe göre “-dı / -di / -du / -dü / -tı / -ti / -tu / -tü” şeklinde kullanılabilir.

İlkokulda çalışkan bir öğrenciydim.(öğrenci idim)
Bu cümlede “öğrenci” kelimesi isim soylu bir kelimedir, fiil değildir. Bu sözcük ek fiilin bilinen geçmiş zaman eki olan “idi”yi alarak yüklem olmuştur.

» Dün hava çok soğuktu. (soğuk idi)
Bu cümlede “soğuktu” sözcüğü cümlenin yüklemidir. “soğuk” sözcüğü fiilleri ayırt etmekte kullandığımız “-mek / -mak” eklerinden birini alamaz, dolayısıyla fiil değildir. Unutmayalım ki bir isim veya isim soylu sözcük yüklem olmuşsa mutlaka ek fiil almıştır. Buradaki “-tu” eki, ek fiilin görülen geçmiş zaman eki olan “idi”nin sertleşmiş halidir.

» Dün akşam kapını çalan bizdik. (biz idik)
Bu cümlede “biz” sözcüğü kişi zamiridir, yani isim soylu bir sözcüktür ve ek fiil alarak yüklem olmuştur.

» Son günlerde biraz yorgun gibiydi. (gibi idi)
Bu cümlede “gibi” sözcüğü edattır, yani isim soylu bir sözcüktür ve ek fiil alarak yüklem olmuştur.

» Geçen sene daha çalışkandın. (çalışkan idin)
» Bugün sınıfta sadece on öğrenci vardı. (var idi)

1.2. Ek Fiilin Öğrenilen Geçmiş Zamanı

Bahsedileni duyma, öğrenme, sonradan fark etme anlamı taşır. İsimlere “imiş” getirilerek yapılır, getirildiği sözcüğe göre “-mış / -miş / -muş / -müş” şeklinde kullanılabilir.

» Eskiden de çok güzelmişsiniz.(güzel imişsiniz)
Bu cümlede “güzel” kelimesi isimdir. Bu sözcük ek fiilin duyulan geçmiş zaman eki olan “imiş”i alarak yüklem olmuştur.

» En çok istediği hediye, cep telefonuymuş. (cep telefonu imiş)
Bu cümlede “cep telefonuymuş” söz öbeği bir isim tamlamasıdır ve ek fiil alarak yüklem olmuştur.

» Bir haftadır yurt dışındaymışsın. (yurt dışında imişsin)
» Bebekken çok yaramazmışım. (yaramaz imişim)
» Bir varmış, bir yokmuş (var imiş , yok imiş)

1.3. Ek Fiilin Geniş Zamanı

Bahsedilen durumun her zaman gerçekleştiği anlamı vardır.. İsimlere “idir” getirilerek yapılır,  fakat ek fiilin geniş zamanında “idir” eki genellikle düşer ve kişi ekleri ek fiil eki olarak kullanılır. Bu yüzden ek fiili geniş zaman eklerini  “-im, -sin, idir, -iz, -siniz, -lerdir /-dirler” olarak sayabiliriz.

» Buraya çöp dökmek yasaktır.(yasak idir)
Bu cümlede “yasak” kelimesi isimdir. Bu sözcük ek fiilin geniş zaman eki olan “idir”i alarak yüklem olmuştur.

» Demek siz de İstanbullusunuz.
Bu cümlede “İstanbullu” sözcüğü ek fiilin geniş zaman eklerinden “-siniz” ekini alarak yüklem olmuştur.

 NOT  Ek fiilin geniş zaman eki olan “idir” bazen cümlede kullanılmaz, cümleden düşer. Bu durumda yüklem, ek fiille çekimlenmiş kabul edilir.

» O da en az senin kadar çalışkan. (çalışkandır / çalışkan idir)
» Yeni evimiz iki katlı. (iki katlıdır / iki katlı idir)

UYARI  Ek fiilin geniş zaman eki olan “-im” eki, iyelik eki olan “-im” veya 1. tekil şahıs eki olan “-im” ile karıştırılmamalıdır.

» Dünkü maçta yere düşünce dizim kanadı.
Bu cümlede “diz” kelimesine eklenen “-im” eki, eklendiği ismin bir varlığa ait olduğunu bildirir. Bu yüzden iyelik (aitlik) ekidir.

» Vakit epey geç oldu, artık ben de gideyim.
Bu cümlede “-im” eki “gitmek” fiiline eklenmiştir ve fiilin kim tarafından yapıldığını bildirir. Bu yüzden kişi (şahıs) ekidir.

» Yaklaşık on senedir öğretmenim.
Bu cümlede “-im” eki “öğretmen” sözcüğüne eklenmiştir ve bir sime eklenerek onu yüklem yapmıştır. Bu yüzden ek fiildir.

1.2. Ek Fiilin Şartı

Ek fiilin şart kipi, ek fiilin diğer kiplerinden farklı olarak eklendiği isim ve isim soylu sözcükleri yüklem yapmaz, cümleye şart (koşul) anlamı katar. İsimlere “ise” getirilerek yapılır, getirildiği sözcüğe göre “-sa / -se” şeklinde kullanılabilir.

» Hastaysanız doktora gidiniz.(hasta iseniz)
Bu cümlede “hasta” kelimesi isimdir. Bu sözcük ek fiilin şart eki olan “ise”yi almıştır.

» Hava güzelse yürüyüşe çıkalım. (güzel ise)
» Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur. (bakar isen / bakmaz isen)

 NOT  Ek fiilin şart eki, ayrı bir sözcük gibi de yazılabilir.

» Hava soğuk ise dışarıda çok durma.

UYARI  Ek fiilin şart eki olan “ise”, bağlaç olan “ise” ile karıştırılmamalıdır. Ek fiil olan “ise” cümleye koşul (şart) anlamı katar ve olumsuzu yapılabilir; bağlaç olan “ise” cümleye şart anlamı değil karşılaştırma anlamı katar ve olumsuzu yapılamaz.

» Kitabımı getirmişim, defterim ise evde kalmış.
(Kitabımı getirmişim, defterim değilse evde kalmış.)
Bu cümlede “ise”, cümleye karşılaştırma anlamı katmıştır ve olumsuzu yapılamaz. Bu yüzden bağlaçtır.

» Elindekiler ağır ise yardım edebilirim.
(Elindekiler ağır değil ise yardım edebilirim.)
Bu cümlede “ise”, cümleye şart anlamı katmıştır ve olumsuzu yapılabilir. Bu yüzden ek fiildir.

Ek Fiilin Olumsuzu

İsim cümlelerinde ek eylemin olumsuzu “değil” edatıyla yapılır. “değil” olumsuzluk edatı isimle ek fiil arasına eklenir.

» Bayramda yollar kapalıymış. (kapalı imiş) → olumlu
Bayramda yollar kapalı değilmiş. (kapalı değil imiş) → olumsuz

» Evimiz çok uzakta değil(dir). (uzakta değil idir)

Ek Fiilin Soru Şekli

Ek fiilin soru biçimi de diğer fiillerde olduğu gibi “mi” soru edatıyla yapılır. “mi” soru edatı isimle ek fiil arasına eklenir.

» Bayramda yollar kapalı mıymış?
» En sevdiğin mevsim yaz mıdır?

2. Basit Zamanlı Fiilleri Birleşik Zamanlı Yapmak (Fiil Cümlelerinde Ek Fiil)

Basit zamanlı (sadece bir kip eki almış) fiiller, ek fiil alarak birleşik zamanlı (birden fazla kip eki almış) fiil olurlar. Fiilin birleşik zamanlı olması demek iki kip ekinin yan yana gelmesi demektir. Birleşik zamanlı fiillerde ikinci kip eki her zaman ek fiildir.

 >  Fiil cümlelerinde ek fiil, üç kiple çekimlenir:

  1. Ek Fiilin Hikaye Hikaye Birleşik Zamanı (idi)
  2. Ek Fiilin Rivayet Birleşik Zamanı (imiş)
  3. Ek Fiilin Şart Birleşik Zamanı (ise)

» geliyorum
Bu fiil sadece bir kip eki (şimdiki zaman eki)aldığı için basit zamanlı fiildir.

» geliyormuşum (geliyor imişim)
Bu fiil ise iki kip eki (şimdiki zaman eki + öğrenilen geçmiş zaman eki) aldığı için birleşik zamanlı fiildir ve ikinci kip eki ek fiildir.

BASİT ZAMANLI FİİLBİRLEŞİK ZAMANLI FİİL
bakmışsınbakmıştın
okumalıyızokumalıyk
görsegörseymiş
sevdisevdiyse
kazanacaksınızkazanacaktınız

Birleşik zamanlı fiiller, basit zamanlı fiillere ek fiil getirilmesiyle oluşturulur. Konunun ayrıntılarına geçmeden önce basit zamanlı fiil nedir, hatırlayalım:

Basit Zamanlı Fiil (Basit Çekimli Eylem)

Sadece bir kip eki almış fiillere basit zamanlı fiil denir. Basit çekimli fiiller, haber kipi veya dilek kipi eklerinden sadece birini alarak çekimlenir.

» okuyorum
Bu fiil, haber kiplerinden şimdiki zaman kip ekini almıştır, sadece bir tane kip eki aldığı için basit zamanlı fiildir.

» çalışmalısın
Bu fiil, dilek kiplerinden gereklilik kip ekini almıştır, sadece bir tane kip eki aldığı için basit zamanlı fiildir.

Birleşik Zamanlı Fiil (Birleşik Çekimli Eylem)

Fiilin birden fazla kip eki almasıyla oluşan fiillere birleşik zamanlı fiil denir. Fiilin birleşik zamanlı olması demek iki kip ekinin yan yana gelmesi demektir. Birleşik zamanlı fiillerde ikinci kip eki her zaman ek fiildir.

» okuyordum
Bu fiil hem şimdiki zaman kip ekini hem de görülen geçmiş zaman kip ekini almıştır. İki tane kip eki aldığı için birleşik zamanlı fiildir.

» çalışmalıymışsın
Bu fiil hem gereklilik kip ekini hem de duyulan geçmiş zaman kip ekini almıştır. İki tane kip eki aldığı için birleşik zamanlı fiildir.

 EK BİLGİ  Basit zamanlı fiillere eklenerek onların birleşik zamanlı olmalarını sağlamak ek fiilin temel görevlerinden biridir.

 >  Birleşik zamanlı fiillerin üç çekimi vardır:

  1. Hikaye Hikaye Birleşik Zamanlı Fiiller (idi)
  2. Rivayet Birleşik Zamanlı Fiiller (imiş)
  3. Şart Birleşik Zamanlı Fiiller (ise)

1.1. Hikâye Birleşik Zamanlı Fiiller

Basit zamanlı fiillere ek fiilin görülen geçmiş zaman eki “idi” getirilerek yapılır. Hikâye birleşik zamanı, eylemin geçmişte yapıldığını hikâye gibi anlatır.

» Eve geldiğimde halen uyuyordu. (uyuyor idi)
Bu cümlede “uyumak” fiili şimdiki zaman kip ekinden sonra ikinci kip eki olarak bilinen geçmiş zaman kip ekini de aldığı için birleşik çekimli eylemdir ve şimdiki zamanın hikâyesi olarak isimlendirilir.

 >  “Sevmek” fiilinin farklı kiplerle hikâye birleşik zamanı çekimi şöyledir:

BİRLEŞİK ZAMANLI FİİLTÜRÜ
sevdiydimgörülen geçmiş zamanın hikâyesi
sevmiştimduyulan geçmiş zamanın hikâyesi
seviyordumşimdiki zamanın hikâyesi
sevecektimgelecek zamanın hikâyesi
severdimgeniş zamanın hikâyesi
sevmeliydimgereklilik kipinin hikâyesi
seveydimistek kipinin hikâyesi
sevseydimşart kipinin hikâyesi


 NOT  Emir kipinin hikâye birleşik zamanı yoktur.

1.2. Rivayet Birleşik Zamanlı Fiiller

Basit zamanlı fiillere ek fiilin duyulan geçmiş zaman eki “imiş” getirilerek yapılır.

» İsmail Beyler yarın bize gelecekmiş. (gelecek imiş)
Bu cümlede “gelmek” fiili gelecek zaman kip ekinden sonra ikinci kip eki olarak öğrenilen geçmiş zaman kip ekini de aldığı için birleşik çekimli eylemdir ve gelecek zamanın rivayeti olarak isimlendirilir.

 >  “Bilmek” fiilinin farklı kiplerle rivayet birleşik zamanı çekimi şöyledir:

BİRLEŞİK ZAMANLI FİİLTÜRÜ
bilmişmişduyulan geçmiş zamanın rivayeti
biliyormuşşimdiki zamanın rivayeti
bilecekmişgelecek zamanın rivayeti
bilirmişgeniş zamanın rivayeti
bilmeliymişgereklilik kipinin rivayeti
bileymişistek kipinin rivayeti
bilseymişşart kipinin rivayeti


 NOT  Görülen geçmiş zaman kipi ile emir kipinin rivayet birleşik zamanı yoktur.

1.3. Şart Birleşik Zamanlı Fiiller

Basit zamanlı fiillere ek fiilin şart kip eki “ise” getirilerek yapılır. Şart birleşik zamanı, eylemin yapılışını, başka bir eylemin yapılışına şart koşar.

» Bu dönem takdir alırsan sana tablet alacağım. (alır isen)
Bu cümlede “almak” fiili geniş zaman kip ekinden sonra ikinci kip eki olarak şart kip ekini de aldığı için birleşik çekimli eylemdir ve geniş zamanın şartı olarak isimlendirilir.

 >  “Yapmak” fiilinin farklı kiplerle şart birleşik zamanı çekimi şöyledir:

BİRLEŞİK ZAMANLI FİİLTÜRÜ
yapysangörülen geçmiş zamanın şartı
yapmışsanduyulan geçmiş zamanın şartı
yapıyorsanşimdiki zamanın şartı
yapacaksangelecek zamanın şartı
yaparsangeniş zamanın şartı
yapmalıysangereklilik kipinin şartı


 NOT  İstek, şart ve emir kipinin şart birleşik zamanı yoktur.

2. Birleşik Zamanlı Fiillerin Cümleye Kattığı Anlamlar

Birleşik zamanlı fiiller, eklendikleri fiile zaman anlamının yanı sıra “küçümseme, terk edilmiş alışkanlık, kesinlik, ihtimal, başkasından duyma, umursamama, gerçekleşmemiş niyet” gibi anlamlar da kazandırır.

2.1. Küçümseme / İnanmama Anlamı

-mış + mış” birleşik yapısı cümleye küçümseme, inanmama, alay, kinaye anlamı katar.

» Sınava çok çalışmışmış.
» Ödevlerini zamanında yapmışmış

2.2. Terk Edilmiş Alışkanlık Anlamı

-r + di” birleşik yapısı cümleye terk edilmiş alışkanlık anlamı katar.
» Küçükken birbirimize mektup yazardık.
» Eskiden her gün spor yapardım.

2.3. Başkasından Duyma Anlamı

-r + miş-yor + muş” birleşik yapıları cümleye başkasından duyma, başkasından öğrenme anlamı katar.
» Çocuklar bahçede oynuyormuş.
» Bakışları insanı çok etkilermiş.

2.4. Gerçekleşmemiş Beklenti Anlamı

-ecek + ti” birleşik yapısı cümleye gerçekleşmemiş beklenti, gerçekleşmemiş niyet anlamı katar.
» Babam doğum günümde bana bisiklet alacaktı.
» Arkadaşım dün bize gelecekti.

2.5. Kesinlik Anlamı

-miş + tir” birleşik yapısı bazı durumlarda cümleye kesinlik anlamı katar.
» Kalemleri bırakın, sınav sona ermiştir.
» Medeniyet, yazının bulunmasıyla başlamıştır.

2.6. Olasılık / İhtimal Anlamı

-miş + tir” birleşik yapısı bazı durumlarda ise cümleye ihtimal, olasılık anlamı katar.
» Belki Ahmet’i de aramıştır.
» Bu saate kadar çoktan uyumuştur.

5. SINIF TÜRKÇE DİNLEME / İZLEME METİNLERİ (2020-2021)

5. SINIF TÜRKÇE ANITTEPE

2020-2021 eğitim-öğretim yılı 5. sınıf Türkçe Anıttepe Yayıncılık ders kitabında yer alan izleme metinleri (videoları) ve dinleme metinleri tema tema ayrılarak aşağıda verilmiştir.

5. Sınıf Türkçe Dinleme / İzleme Metinleri (Anıttepe)

5. Sınıf Türkçe Anıttepe Yayıncılık kitabındaki dinleme veya izleme metinlerini, aşağıdaki listeden metnin ismine tıklayarak dinleyebilir, izleyebilir veya indirebilirsiniz.

1. Tema – İlk Ders Dinleme Metni


2. Tema – Bir Temmuz Gecesi Dinleme Metni


3. Tema – Sakın Kesme Dinleme Metni


4. Tema – Ali Kuşçu İzleme Metni

5. Tema – Sokak Dinleme Metni

6. Tema – Tavşan ile Kaplumbağa Dinleme Metni

7. Tema – Paylaşalım Dinleme Metni

8. Tema – Aziz Sancar Dinleme Metni

5. SINIF TÜRKÇE DİNLEME/ İZLEME METİNLERİ YAZILI METİNLERİ (PDF)

5. SINIF TÜRKÇE DİNLEME/ İZLEME METİNLERİ TÜMÜ (MP3,MP4 İNDİR)

5. SINIF TÜRKÇE DERS VE ÇALIŞMA KİTAPLARI İÇİN TIKLAYINIZ!

« Önceki Yazılar